1-) Bir kredi eksiklik değiş tokuş indeksi, kredi riskini çevirmek için kullanılan bir kredi türevidir, veya kredi varlıklarının bir sepetinde bir konumu almak tarzı bir durumdur. Aksine kredi türevinin bir üzerinde olan bir kredi eksiklik değiş tokuşundan farklı, bir kredi eksiklik değiş tokuş indeksi, tamamen standartlaştırılan kredi güvenliğidir, ve bu yüzden daha küçük bir dilenen-teklif yayılmasında daha çok sıvı ve ticaret olabilir. Bu, onun, onun, benzer bir etkiyi başarmak için birçok CDS"e satın almak olacak olduğundan kredi eksiklik değiş tokuşlarının bir çantası veya bir CDS indeksiyle bağları çevirmek için daha ucuz olabildiğini ifade eder. CDS indekslerinin güncel olarak iki ana ailesi vardır: CDX ve iTraxx. CDX indeksleri, Kuzey Amerikalı ve ortaya çıkan pazar şirketlerini içerir, ve (CDSIndexCo) CDS indeks şirketi tarafından idare edilir, ve Markit grubu tarafından pazarlanır, ve iTraxx, dünyanın kalanından şirketleri içerir, ve uluslararası indeks şirketi tarafından idare edilir.(IIC).
CDS indekslerinin yeni bir dizisi, Markit ve IIC tarafından her altı ay çıkarılır. Yatırım bankalarının bir grubunu her dizinin duyurusuna çekmek, yeni çıkışın seçmenlerini oluşturacak olan kredi varlıklarını kararlaştırmak için oy verilir. Bu süreç, indeksin, "Dağıtılan" artık var olmayan aletlerle olmadığını garanti etmek için tasarlanır, veya hangi ticaret aşırı derecede illiquidly. Çıkışın gününde tutturulmuş bir kupon, kararlaştırılır, kredide temel alınan tüm indeks, indekste varlıklardan yaydığı için. Bu, indeks seçmenleri kararlaştırıldığı andan itibaren, ve tutturulmuş kupon, yayımlanır, ve indeksler, aktifçe ticaret yapılan olabilir. İTraxx indeksleri, Avrupa"nın coğrafi bölge dayanması ile kırılan iTraxx kredi eksiklik değiş tokuş indeksinin farklı aileleri vardır, Asya ve bir sterlin, indekse ad koydu.Böylece para birimleri heryere ulaştı.[1]
2-) Bütün dünyayı saran ekonomik krizin dişlileri hışımla dönmeye devam ederken, piyasalar bu kırım döküm evriminde baş rol oynayan bazı ilginç, ama ilginç oldukları kadar deşifre edilmeleri güç, finansal enstrümanları daha iyi anlamaya çalışıyorlar. Neredeyse bir yılı aşkın bir zamandır devam eden ve belki de son perdelerinin oynandığı bu finansal yıkım trajedisinde sahnenin orta yerinde CDS'ler (credit default swap'lar) duruyor. Küresel krizin en baskın sorumlularından bir olarak gösterilen CDS'ler acaba günah keçisi olmayı hak ediyorlar mı? Bu sorunun yanıtını verebilmek için bu enfes finansal enstrümanı daha iyi anlamak gerek.
Bugün ülkemizde de alınıp satılabilen vadeli sözleşmeler, forwardlar, FX opisyonları, faiz veya döviz swapları gibi türev ürünlerin çoğu dayanak varlık olarak alınan menkul kıymet veya emtianın fiyatındaki oynamanın ortaya çıkardığı "piyasa riski" ile ilgili. Halbuki, CDS'ler gibi "kredi türevleri" finansal bir yükümlülüğün (örneğin tahvil) yerine getirilmesinde yükümlülük sahibi tarafın performansındaki dalgalanmanın ortaya çıkardığı "kredi riski" ile ilgili.
Bu kredi türevleri arasında en çok kullanılanı da CDS (credit default swap). CDS'lerin nasıl işlediğini çok basit bir örnekle açıklayabiliriz. Bir yatırımcının beş yıl vadeli ve 1 milyon dolar nominal değerli bir şirket tahvili satın aldığını varsayalım. Aslında yatırımcı burada tahvili ihraç eden şirkete beş yıl vadeli 1 milyon dolar borç vermekte ve karşılığında beş yıl boyunca periyodik faiz ödemeleri ve vadede ana parasını geri almaya razı olmaktadır. Bu borcun vadesi içinde tahvili ihraç eden şirketin kredi kalitesinde meydana gelebilecek oynamalar bu tahvilin değerinde de dalgalanmalara yol açacaktır. Örneğin, şirkette meydana gelen bozulmalardan dolayı borsa kodundan çıkarılması veya iflâs mahkemesinden koruma talep etmesi tahvilin zamanında ve tam olarak geri ödenebileceği üzerine şüpheler doğuracağından değerini 1 milyon doların çok altına çekecektir.
Tahvilin değerinde oluşabilecek bu tür kayıplara karşı yatırımcı bir sigorta şirketi ile CDS yapabilir. Bu CDS, yatırımcının sigorta şirketine beş yıl boyunca belirli bir yıllık prim (örneğin 150 baz puan, yâni 1 milyon dolarda yılda 15.000 dolar) ödemesini içerir. Bu primler karşılığında, tahvilin vadesi içinde ihraççının başına bir şey gelirse (mesela iflâs ederse), sigorta şirketi, değeri nereye düşmüşse düşsün, tahvili yatırımcıdan 1 milyon dolara almakla yükümlü olur. Böylelikle yatırımcı ödediği primler karşısında satın aldığı tahvilin üzerindeki kredi riskini bertaraf etmiş olur. Dolayısıyla, CDS'lerin birer credi riski transferi aracı olduğunu söyleyebiliriz.
Vadeli sözleşmeler, forwardlar, FX opisyonları, faiz veya döviz swapları gibi türev ürünler dayanak varlık olarak alınan menkul kıymet veya malın fiyatındaki dalgalanmalara karşı nasıl bir garanti oluşturuyorlarsa, kredi türevleri de ihraççının performansındaki dalgalanmaya karşı bir garanti oluştururlar. Kredi türevleri, bir borç yükümlülüğündeki temerrüt olasılığını bertaraf veya transfer etmek için geliştirilmişlerdir. Diğer türev ürünlerdeki gibi burada da bir karşı taraf ve bir dayanak varlık bulunur. Yine, diğer türev ürünlere benzer olarak, CDS gibi kredi türevlerinin değeri dayanak varlık olarak alınan menkul kıymetin (örneğin şirket tahvili) değeriyle belirlenir ama ancak o değer belirli bir "kredi vakası" (örneğin iflâs) ile etkileniyorsa.
İşte kredi türevleri, diğer türev ürünlerden burada ayrılmaktadırlar. Yukarıdaki örnekte, şirket tahvilinin değeri piyasa faizlerindeki oynamalardan dolayı düşerse, sigorta şirketi bu kaybı karşılamaz. Sigorta şirketinin CDS'i alan yatırımcıya bir ödeme yapması için tahvil ihraççısının başına bir şey gelmiş olması gerekir. Bu bir şey, iflâs, yeniden borç yapılandırma zorunluluğu, vs. gibi bir kredi vakası olmalıdır. Bu da bize kredi türevlerinin asıl albenisini göstermektedir. CDS'ler gibi kredi türevleri, toplam riski küçük bireysel parçalara ayırma ve her bir riskle ayrı ayrı ilgilenebilme lüksünü yaratırlar. Örneğin yatırımcı, normal bir faiz swapı yaparak piyasa faizindeki oynamalara karşı korunma sağlarken CDS yaparak temerrüt olasılığına karşı da korunma satın alabilir.
Hemen her finansal enstrüman üzerinde bir kredi riski bulunur, ancak çoğu kredi türevi Hazine bonoları veya şirket tahvilleri gibi borçlanma araçları için kullanılırlar. Kreditörler yıllar boyunca temerrüt riskini azaltmak için çeşitli mekanizmalar kullanmışlardır. Örneğin, sendikasyon kredileri riski birkaç kreditöre yayar veya tüm yumurtaların aynı sepete konmaması için verilen kredi tek bir borçluya değil birkaç sektöre yayılmış farklı şirketlere dağıtılabilir. Bunlar gibi başka araçlar da temerrüt riskine karşı korunma sağlamaktadır, ancak bunların karşısında kredi türevlerinin asıl ilginç özelliği bir "kredi riski pazarı" yaratmasıdır.
CDS'ler gibi kredi türevleri, bir taraftan kreditörlerin işlerinin özünde bulunan korunma gereksinimlerine yanıt olurken, daha önce herhangi bir kredi riski taşımayan tarafların da bu pazara iştirak etmelerini sağlar. Kredi türevlerini sadece kreditörler değil aynı zamanda spekülatörler, arbitrajörler ve piyasa yapıcıları da kullanırlar. Örneğin, ihraççının finansal sağlığı üzerinde hiçbir şüphesi olmayan bir yatırımcı o primi toplamak için bir CDS satabilir. İşte bu özellik kredi türevleri piyasasını devasa ve harikulade bir pazar yeri haline getirmiştir.
3-) Kredi riski swap’ları (CDS’ler) son yıllarda gittikçe önem kazanan ve oldukça yaygın olarak kullanılan kredi türev ürünlerindendir. 1998 Yılında Uluslararası Swap ve Türev Ürünler Birliği (ISDA) tarafından CDS’lerin standart hale getirilmesiyle, alım satımları oldukça kolaylaşmış ve katılımcıları artmıştır. Bankalar, sigorta şirketleri, yatırım firmaları gibi kuruluşlar bu piyasalarda yüksek hacimli işlemler yapmakta ve piyasayı yakından takip etmektedirler.
CDS’lerin amacı taraflar arasında kredi riskini transfer etmek ve bu yolla piyasa riskini yönetmektir. CDS sözleşmeleri, ilgili tahvilin veya borçla ilgili bir diğer varlığın taraflar arasında transferini gerektirmeden, olası riski tarafların birinden diğerine aktararak tahvil yatırımcısının riskini azaltır. Burada kredi riski veya ödememe riski ile anlatılmak istenen, borca dayalı bir varlığın anapara ve faiz ödemelerinin yerine getirilememesidir.
Bir CDS, ilgili şirketin ödememe riskine karşı güvence sağlayan bir anlaşmadır. Bu alaşma bir sigorta sözleşmesine benzer. CDS, alıcısına belirli risklere karşı korunma sağlar. Genellikle şirket tahvili satın alan yatırımcılar, bu tahvilleri çıkaran şirketlerin tahvillerle ilgili anapara ve faizleri ödememe riskinden korunmak amacıyla CDS satın alırlar. Bunun yanısıra, CDS’ler esnek bir finansal araç olduklarından şirketlerin olası kredi risklerine karşı çeşitli şekillerde kullanılabilirler.
Anlaşılacağı üzere, öncelikle tahvil çıkaran bir şirket ve bu şirketin tahvilinden doğan ana para ve faiz yükümlülüklerini yerine getirip getiremeyeceğine ilişkin bir swap anlaşması veya kontratı (CDS) vardır. Bu kontrat piyasada alım satıma sunulur. Doğal olarak kontratta alıcı ve satıcı olmak üzere iki taraf vardır.
CDS işlemlerinde, borca dayalı varlığı çıkaran şirket ‘ilgili şirket’ veya ‘referans şirket’, şirketin ödeme güçlüğü içine düşmesi de ‘kredi olayı’ olarak tanımlanır. Güvenceyi satın alan taraf kredi olayı ortaya çıktığında, ilgili şirketin çıkarmış olduğu tahvili satma hakkına sahiptir. Sözkonusu tahvil ‘referans yükümlülük veya referans finansal araç’ olarak adlandırılır. Yaygın olarak karşılaşılan ‘kredi olayı’ durumları aşağıda sıralanmıştır.
• İflas: Borca dayalı varlığı çıkaran ilgili şirket müflis duruma düşmüş veya borçlarını ödeme yeteneğini kaybetmiştir.
• Ödeme güçlüğü: İlgili şirket zamanı gelen anapara ve faiz ödemelerini yerine getirmekte başarısız olur.
• Borcun yeniden yapılandırılması: Borç yükümlülüklerine ilişkin yapının şirketi olumsuz etkileyecek şekilde değiştirilmesi.
• Yükümlülüklerin hızlandırılması: Önceden kararlaştırılan esas vade günü gelmeden şirketin borç yükümlülüklerinin vadesinin dolduğunu açıklaması.
• Morotoryum: Finansal varlığı çıkaran şirketin borçlarını reddetmesi ve borçlardan doğan anapara ve faizleri ödemeyi kabul etmemesi.
CDS alıcısı, CDS’in vade sonuna kadar ya da kredi olayı görülene kadar (hangisi önce görülürse) satıcıya dönemsel ödemeler yapar. Genellikle kredi olayı alıcı tarafından son bir artan ödeme gerektirir. Swap ya bir fiziksel teslimi ya da nakdi dengelemeyi gerektirir. Eğer swap fiziksel teslimi gerektirirse, swap alıcısı tahvili satıcıya teslim eder, karşılığında tahvilin vadedeki değerini alır. Eğer nakdi dengeleme sözkonusuysa, kredi olayının görülmesinden sonra, önceden belirlenmiş olan günler içinde, tahvilin ortalama piyasa fiyatı belirlenir. (Anlaşmanın başlangıcında, kredi olayından sonra kaç gün içinde varlığın piyasa değerinin belirleneceği kararlaştırılır). Daha sonra, belirlenen piyasa fiyatı ve tahvilin vadedeki tutarı arasındaki fark, alıcıya satıcı tarafından ödenerek nakdi dengeleme yapılır. Genellikle, kredi olayı gerçekleştiğinde alıcıya yapılacak ödeme vadedeki değerin belirli bir yüzdesi olarak baştan saptanır.
Anlaşıldığı üzere CDS’lerin işleyişinde iki temel olasılık vardır. Bunlar kredi riskinin görülmesi ya da görülmemesi durumu. Bu olasılıklar dikkate alınarak CDS’lerin işleyişi aşağıdaki gibi gösterilebilir.
2. Kredi Riski Swap’larına İlişkin Bir Örnek
Aşağıda konu ile ilgili bir örnek yer almaktadır.
İki tarafın 1 Mayıs 2005’de beş yıllık bir CDS anlaşmasına alıcı ve satıcı olarak girdikleri kabul edelim. İşlem tutarı 100 milyon $’dır. Alıcı, tahvili çıkaran şirketin
ödememe riskine karşı korunmak amacıyla, yıllık 90 baz puan üzerinden ödeme yapmayı kabul eder. Eğer ilgili şirket ödeme güçlüğü içine düşmezse, başka bir deyişle bir kredi olayı gerçekleşmezse, alıcıya herhangi bir ödeme yapılmaz ve alıcı anlaşma boyunca her yılın 1 Mayıs’ında satıcıya 900.000$ öder. Eğer kredi olayı görülürse ek ödeme doğar.
Tahvili çıkaran şirketin ödeme güçlüğü içine düştüğünü ve alıcının bu konuda satıcıyı 1 Kasım 2008’de bilgilendirdiğini kabul edelim. Eğer kontrat fiziksel teslimi gerektirirse alıcı ilgili tahvili satıcıya 100 milyon $’a satma hakkına sahiptir. Eğer kontrat nakdi dengelemeyi gerektirirse, kredi olayının görülmesinden sonra, önceden belirlenmiş günler içinde, tahvilin piyasa değeri belirlenir. Tahvilin değeri her bir 100$’lık değere karşılık 35$ olarak belirlendiyse, satıcının alıcıya ödeyeceği toplam tutar 65 milyon $’dır (100$ - 35$).
İster fiziksel teslim ister nakdi dengeleme olsun, alıcının satıcıya yıllık ödeme tutarını ödemesi gerekmektedir. Örnekte bu ödeme 1 Mayıs 2008 ile 1 Kasım 2008 tarihleri arasında geçen süre için 90 baz puan üzerinden yaklaşık 450.000$ ‘dır. Bunun dışında alıcının herhangi bir ödeme yapması gerekmez. Bu durumda alıcının satıcıya yapacağı yıllık ödeme tutarları aşağıdaki gibidir.
1 Mayıs 2005 ve 1 Mayıs 2008 arası 3 yıl için : 3x 900.000$ = 2.700.000$
1 Mayıs 2008 ve 1 Kasım 2008 arası 6 ay için : 0.5x 900.000$ = 450.000$
Alıcı ve satıcı arasındaki ödeme durum aşağıdaki gibi gösterilebilir.
Böyle bir anlaşmada taraflar farklı bekleyişler içindedir. Alıcı, tahvili çıkaran şirketin ödeme güçlüğü içine düşme olasılığına karşılık yıllık prim ödemelerini gözden çıkararak, fiziksel teslim ve nakdi dengeleme yoluyla zararını karşılamaya çalışır. Satıcı ise ilgili şirketin ödeme güçlüğüne düşmeyeceği beklentisiyle, alıcının ödeyeceği primleri hedefler.
3-B) Kredi Riski Swap’larının Piyasalardaki Önemi ve Taşıdıkları Riskler
CDS piyasası oldukça yüksek boyutlu işlem hacimlerine ulaşmış durumdadır. Piyasa, 2005 yılında mortgage’a dayalı finansal varlıklarla daha da genişlemiştir. CDS piyasasının 45 trilyon $ kadar olduğu tahmin edilmektedir (TheWall Street Journal, Europe, 18-20 January 2008). Bu tahmin garanti altına alınan (sigortalanan) borçların gerçek değerleri ölçülerek yapılmıştır.
Temelinde, CDS piyasası bankaları korumak amacıyla kurulmuştur. Bankaların kredi risklerini transfer etmeleri ve sermayelerini artırmalarına yardımcı olmak amaçlanmıştı. Ancak bugün gelinen noktada, ilginçtir ki CDS’ler bankalar için önemli bir risk unsuru haline gelmiştir. Çünkü bankalar da hedge fonlar ve diğer sigorta şirketleri gibi CDS’lerde taraf olmaktadır. Bu nedenle, CDS’lerde ortaya çıkan finansal sorunların bankacılık sektörünü tehdit ettiği düşünülmektedir.
Özellikle mortgage piyasasında ortaya çıkan kriz CDS’leri derinden etkilemiştir. CDS kontratlarının mortgage’a dayalı bir borcu veya bir finansal varlığı kapsaması ve bu varlığı çıkaran mortgage şirketinin ödeme güçlüğü içine düşmesi, tarafların riskini hiç hesaba katmadıkları kadar artırmıştır.
CDS’ler riskten korunma amaçlı çıkarılmış olmalarına rağmen, son zamanlarda piyasalarda riskli varlıklar olarak anılmaktadır. Bu kontratları satın alanların hepsinin sigorta ettirilecek bir tahvile sahip olmayışı, çalkantılı dönemlerde piyasalarda sorun yaratmaktadır. Çünkü bir sigorta kontratının (CDS’in) değeri kapsadığı riske göre artar ya da azalır. Bazı oyuncular bunları sadece spekülasyon amacıyla satın alır. Bir ödeme güçlüğü olmasa bile eğer borcun piyasa değeri artar ya da azalırsa, CDS tarafları birbirlerine büyük tutarlarda ödeme yapmak zorunda kalabilirler.
Piyasada CDS kapsamındaki tahvillerin çoğunun değeri düşüp ödeme riski artarken, özellikle mortgage sektöründe, bu tahvilleri alan, satan ya da bunları sigortalayan kuruluşlar zor duruma düşmektedir. Yatırımcıları ve piyasaya yön veren resmi kuruluşları endişelendiren de budur. Böyle bir swap sistemi içinde bazı piyasa oyuncuları kendi sorunlarını finansal sistem içine yaymaktadırlar.
Buffett’a göre bazı durumlarda piyasa oyuncuları, kontrattaki karşı tarafın sert piyasa baskısı altında ödemeleri zamanında yerine getirecek güçleri olup olmadığını belirlemekte zorlanmaktadır. Bu durum piyasalarda ‘karşı taraf riski’ olarak adlandırılır. Bir finansal kontratta bulunan iki taraftan birinin anlaşmadan doğan yükümlülüklerini yerine getirememe, ödeyememe tehlikesidir. Son dönemlerde yaşanan dalgalanmalar nedeniyle finansal kurumların çoğu karşılarında bulunan tarafın toplam riskini gerçekçi bir şekilde ölçememektedir.
FED Başkanı Ben Bernanke de Ocak 2008’de yaptığı bir açıklamada bu konuya değinmiştir. Bernanke ‘piyasa katılımcıları karmaşık finansal varlıkların uygun değerini saptamada ve gelecekte karşılaşabilecekleri kayıpların boyutlarını ortaya koymada ciddi ölçüde belirsizlik yaşadıklarını ifade etmektedirler’ demiştir.
Finansal varlıklarla ilgili yasaların CDS’lere nasıl uygulanacağı açık değildir. Çünkü bunların hangi açıdan finansal varlık olarak kabul edileceği belirsizdir. Çoğu kez özel kontratlar veya özel anlaşmalar olarak kabul edilmektedirler. CDS tahvil kontratları için kontrattaki tarafların risklerini tanımlayan merkezi bir ticari işlem mekanizması (trade-processing function) da bulunmamaktadır.
CDS’lerin finansal belirsizliklerin olduğu ortamlarda büyük dalgalar yaratabilecek güçte oldukları düşünülmektedir. Özellikle bankaların bu konuda şimdiden önlem almaları gerekmektedir.


