Devletin 100 tl geliri olsun. 140 tl de gideri. bu giderini de detaylı verelim. devletin maaş ödemeleri, genel giderleri ve yatırım giderleri 90 tl olsun. faiz giderleri de 50 tl olsun. toplam gider unutmayalım 140 tl idi, 50 faiz, 90 diğer giderler. yani kırk açığımız var.şimdi 50 faiz giderini çıkartalım. yani geçmişte alınmış borcun faiz yükünü göz önüne almayalım. bu durumda faiz çıktıktan sonra giderler 90 ve gelirler 100 olduğu için faiz hariç fazla verirdik, bu fazla da faizin bir kısmını (sadece 10 kadarını) ödeme gücümüz olduğunu gösterir, ama hepsini ödememize yetmezdi, yani kırk açık kadar borcumuzu arttırmak zorunda kalırdık. şimdi açık vermeyecek isek, gelirleri arttırmak, faiz dışı giderleri de düşürmek zorundayız, çünkü borç faizini bir kere baştan kabullenmişiz. yani yapmamız gereken faiz dışı fazla rakamını yükseltmek, faiz yükünü de azaltmak.- Toplam gelirlerle faiz harcamaları dışındaki diğer harcamalar arasındaki farktır. Bütçe toplamda açık verse dahi, bütçe açığı faiz harcamalarından daha düşükse, faiz dışı fazla veriliyor demektir.faiz dışı fazla verildiğinde, vadesi gelen borçlar yeniden borçlanarak ödeniyor. Borçların faizlerinin ise bir kısmı yeniden borçlanılmak zorunda kalınıyor. Kalanı gelirlerle karşılanıyor.
- Faiz dışı fazlayı mümkün olduğunca basite indirgeyip anlatabilmek moda oldu son zamanlarda. sanki basitleştirip de anlayınca sorun çözülebilirmiş gibi. önce elden geldiğince basite indirgeyerek anlatmaya çalışayım faiz dışı fazlayı. bütçenin giderleri, gelirlerinden büyükse bütçe açığı var demektir. bütçenin giderleri ikiye ayrılabilir: (1) faiz giderleri, (2) faiz dışı giderler. eğer bütçe gelirleri faiz dışı giderlerden büyükse o zaman faiz dışı fazla var demektir. bir ülkenin bütçesinin denk olması iyi bir şeydir. ama böyle bir denklik yoksa, yani ülkenin bütçesi açık veriyorsa, bir başka deyişle gelirleri giderlerine yetmiyorsa, o zaman o ülkenin bütçesinin faiz dışı fazla vermesi zorunluluğu vardır. çünkü o zaman o ülkenin gelirleri faiz dışı giderlerinden fazla olacağı için gelir fazlası miktar faiz giderlerinin ödenmesinde kullanılabilir. faiz giderlerini karşılamak için de borçlanmaya gidilmesi sıkıntılar yaratır. eğer bir ülkenin gelirleri faiz dışı giderlerini bile karşılayamıyorsa, yani bir ülke geçmişte aldığı borçların faizlerini ödemek için bile borçlanıyorsa, gün gelir o ülke borçlarını ödeyemez. çünkü o ülkenin kamu yönetimine borç veren kalmaz. faiz dışı fazlanın önemi buradan kaynaklanıyor. imf'nin bize faiz dışı fazla verdirmeye çalışmasının ve bu fazlayı mümkün mertebe yüksek tutmaya çalışmasının nedeni budur. faiz dışı fazla hesaplanırken bütçe ve bütçe dışı faiz dışı fazlalar toplanır ve gsmh'ye bölünür. bütçe dışındaki faiz dışı fazlalar (ya da açıklar) kamu iktisadi teşebbüsleri (kit'ler), mahalli idareler, sosyal güvenlik kurumları, bütçe dışı fonlar ve döner sermayelerden kaynaklanır. bunların tek tek faiz dışı fazla( ya da açıkları) toplanır ve gsmh'ye oranlanırsa türkiye'nin faiz dışı fazla oranı bulunmuş olur. faiz dışı fazla genellikle şöyle bir formülle hesaplanır: gelirler - faiz dışı giderler = faiz dışı fazla / gsmh. yüzde 6.5 olarak tutturulması gereken oran budur. bunun en büyük bileşeni bütçedir. o nedenle de asıl fırtına bütçe çevresinde kopmaktadır. bütçe faiz dışı fazlası olarak imf'nin koyduğu oran 2002 için yüzde 5.5 idi. geri kalan 1 puan da bütçe dışındaki kuruluşlardan gelecekti. ne var ki 2002 yılı bütçe faiz dışı fazlasının yüzde 4.5'te, hatta imf'nin hesaplamasında merkez bankası kârları hesaba katılmadığı için yüzde 3.5'te kaldığı anlaşılıyor. yani yüzde 5.5 olarak konulmuş bulunan bütçe faiz dışı fazla hedefi yüzde 3.5'te kalmış durumda. bunun iki kötülüğü var: (1) 2002 hedefinin tutturulamamış olması, (2) 2003'teki yüzde 5.5'lik hedefin tutturulmasını zorlaştırması. 2002'de eğer yüzde 5.5'lik hedef tutmuş olsaydı o zaman 2003'te önemli şeyler yapmaya gerek kalamayacaktı. ne var ki bu hedef sapması 2003'te yeni vergiler ya da gider kısıntılarını kaçınılmaz olarak gündeme getiriyor. hükümet birtakım yeni gelir kalemleri ve gider kısıntılarını bütçeye monte ederek bu oranı tutturacağını iddia ediyor, imf ise hükümetin bu düzenlemelerinin istenen artışı sağlayamayacağını iddia ediyor. imf'nin tezlerini biraz daha kurcalarsanız başta kdv olmak üzere, vergi oranlarının artırılması ve başta ücretler ve desteklemeler olmak üzere gider kalemlerinin kısılmasını istediği ortaya çıkıyor. imf'ye göre gerçekçi düzenleme ancak böyle yapılabilir. hükümet ise imf'nin afaki bulduğu düzenlemelerinin yüzde 5.5'lik bütçe faiz dışı fazla hedefini tutturacağı iddiasında ısrar ediyor. faiz dışı fazlanın yüksek olması iyi bir şeydir, ama kolay değildir. bunu sağlamak için ya gelirleri artırmak veya giderleri kısmak ya da her ikisini birden yapmak gerekir. gelirleri artırmak bütçe açısından vergileri artırmak, mahalli idareler açısından halktan alınan katkı paylarını ve vergileri artırmak, kit'ler açısından fiyatları artırmak, sosyal güvenlik kurumları açısından ise katkı paylarını ve primleri artırmak demektir. bunların hiçbiri iktidar açısından popüler konular değildir. giderleri kısmak ise devletin yatırımlarını azaltmak, memur maaşlarını yükseltmemek, destekleme fiyatlarını artırmamak demektir. bunların hepsinin ucu vatandaşın cebine dokunur. özetle faiz dışı fazlayı basite indirgeyip anlatmak mümkündür de basit biçimde uygulamak pek mümkün değildir. bir başka deyişle sorunun esası, olayı anlayıp anlatamamaktan değil, anlayıp da uygulayamamaktan kaynaklanır.
8 Temmuz 2008 Salı
Faiz Dışı Fazla
Etiketler:
Faiz Dışı Fazla
Kaydol:
Yorumlar (Atom)